Misyoner Avukatları Yalanda Zirve Yaptı

MÜDAHİL AVUKATLARININ HUKUK DIŞI ÖRTBAS ÇABALARI

 Kilise faaliyetlerim ve misyonerlik adı altında yaptığım çalışmalarımdan daha önce kısım kısım bahsetmiştim. Ancak huzurda tanık olarak dinlenen Behnan Konutgan, Av. Erdal Doğan ve gizli müvekkili ısrarla beni tanımadıklarını ve her hangi bir kilisenin üyesi olmadığımı vurgulayarak bu inkâra dayalı örtbas girişimlerine yönelik beyanlarıyla benim anlattıklarımın gerçeği yansıtmadığını dile getirmeye çalıştılar. Bunun sebebi gayet açıktır. Yıllardır geri adım attıramadıkları, kucaklarına oturtamadıkları ve kendi istekleri yönünde konuşturamadıkları şahsımı “yok hükmünde” görmek ve göstermek istemeleri arzusudur. Gerçeğin yarattı stresle verilen tepkilere inkâr denildiği gibi bu stresi yaşayanlara da inkârcı denir. Örnek: İlker çınar ve taifesi…

        Bir örnek verecek olursam; 53.celse tutanakları sayfa 33’te görülen bu inkâr cümleleri müdahil avukatlarının yaşadığı stresin boyutlarını ortaya koymaktadır.

Avukat Erdal Doğan şöyle sormuştu; Levent Ercan GELEGEN! Siz kilise üyesi misiniz?

  • Bildiğimiz kadarıyla siz kilise üyesi değilsiniz.
  • Devam sorusunda ise; Yani ne zamandan beri üyelik olduğunu düşünüyorsunuz?
  • Yani siz mi düşünüyorsunuz? Yoksa cemaatin bir üyesi olarak mı üyeliğiniz var?
  • Ercan Bey sorum açık! Ne zaman üye oldunuz? Ne zaman üyelikten çıktınız?

Ben bu 4 soruya tek tek cevap vermeye ve durumu izah etmeye çalıştım ancak cevaplarım müdahil avukatı Erdal Doğan’ı tatmin etmediği için kendi sorularına yine kendisi cevap vermek istedi ve şöyle dedi: Siz kendiniz katıldığınızı söylüyorsunuz. Biz üye olduğunuz düşünmüyoruz. Müvekkilimizden gelen bilgi “O Bizim hiçbir zaman üyemiz değildi!”

        Avukat bey bu sözleriyle varlığımı reddetmiş ve gerçeği inkâr yoluna giderek anlattıklarımın gerçeği yansıtmadığı izlenimini vermeye çalışmış bu suretle de mahkemeyi yanıltma yoluna gitmiştir. Bu TCK’na göre açıkça suçtur ve ceza gerektirir.

        Reddetmek, inkâr yoluna gitmek bazı insanların en temel karakteristik özelliğidir. Tıpkı İlker Çınar ve ağabeylerinde olduğu gibi. Biraz sonra müdahil avukatlarının mahkeme heyetini nasıl manipüle ettiklerini, kandırmaya çalıştıklarını, kanunların içini nasıl boşaltmaya çalıştıklarını ve şahsıma olan kin-nefret ve intikam duygularının varlığını kanıtlarıyla ortaya koyacağım. Bunu bizzat müdahil avukatlardan elde ettiğim bilgi ve belgelerle yapacağım. Özellikle de Av. Erdal Doğan’dan elde ettiğim belgelerle… 🙂

        Av. Erdal Doğan’ın 07.09.2012 tarihinde mahkemeye ibraz etmiş olduğu e-posta çıktısında dönemin kilise pastörü olan Eric Oosterbroek isimli yeni Zelandalı melek misyoner şöyle diyor: Eskiden (2001-2005 arası) Tarsus Aziz Pavlus Kilisesine katılan ama son yıllarda Rabbin yolundan sapmış olan Levent Ercan GELEGEN’den bir telefon geldi. Son 6-7 yıldır Levent pek güvenilir olmadı ve konuştukları ne kadar doğru bilemem. Hepsi yalan veya hile olabilir.

Yeni Zelandalı misyoner Eric Oosterbroek kısaca şunu söylemektedir; Levent Ercan GELEGEN 2001-2005 yılları arasında kilisemize katılmaktaydı yani üyemizdi. Ancak son yıllarda kendisinden istenilenleri yapmadığı için güvenilmez ilan edildi. Av. Erdal Doğan’ın sözleri gerçeği yansıtmamaktadır, yalan söylemektedir. Levent Ercan GELEGEN geçmiş dönemde üyemizdi.

        Av. Erdal Doğan’ın 07.09.2012 tarihinde mahkemeye ibraz etmiş olduğu e-mail dökümünde açık açık kiliseye katıldığım yazmakta iken avukat Erdal Doğan’ın yalana başvurmasının sebebini açıkçası çok merak ediyorum. İnsan avukatta olsa yalan söyleyebiliyor gerçekleri manipüle etmeye çalışabiliyormuş. Bunu net bir şekilde anlamış olduk. Ellerine aldıkları bir belgeyle hem gerçeği inkâr ediyorlar hem yalan söylüyorlar, hem suçlarını örtbas ediyorlar hem de anlaktan bahsediyorlar.

        Sormazlar mı adama! Eyyyy Levent, sen neden bunca yıl kiliseye katıldım diyorsun. Bak avukat bey senin kiliseye katılmadığını, üye olmadığını yalan söylemek suretiyle ortaya çıkardı. Bak üye de değilmişsin! Hayırdır! Yoksa sen kiliseye şarap içmek ve yabancı uyruklu kız tavlamak için mi gidiyordun. Ayrıca, Hıristiyan değilsin, kilise üyesi değilsin, kiliseye katılmıyorsun, peki seni hangi amaçla TANRININ parasıyla kurulan misyoner şirketlerinden birinde işe aldılar ve her şeylerini sana emanet ettiler.

Bu bir PARADOKS değilse misyonerler ve onları temsil eden şahıslar ne yapmaya çalışıyor? Bu yapılan sahtekarlık değil midir?

        Söylediklerimi reddeden, varlığımı inkâr eden bu insanların tek amacı; Biz bu adamı ne kadar inkâr eder, ne kadar çamur atar ve ne kadar itibarsızlaştırırsak o kadar iyi. Yıllardır tepesine bindik, nerede çalışsa gidip rahatsız ettik, suçladık, iftira attık ama olmadı, olmuyor. Ne yapsak geri tepti, bu adam keçiden de inatçı çıktı. Nuh diyor ama gemiye binmiyor bir türlü. Vay ki vay halimize, kutsal Ruh bizi korusun, diyorlar.

        Yine 45.Celse tutanakları sayfa 5’te katılan vekili sayın Nalân Ekrem şöyle diyor:

Katılan vekillerinden Av. Nalan Erkem söz aldı: Hüseyin YELKİ nin beyanına karşı benim müvekkillerimle hemen aldığım bilgiye göre; sanık İlker ÇINAR’IN Hıristiyan cemaati ile herhangi bir dahiliyeti ve oraya katılma gibi bir teklifi veya ısrarı yoktu. O olaydan sonra bir daha da Hıristiyan cemaati asla kendisini almadığı gibi, onun da böyle bir talebi olmadı. Sadece Behnan Konutgan’a suikast planından dolayı bir uyarması söz konusu. Telefon görüşmesi varsa da, sadece bununla ilgili. Bunun dışında herhangi bir ilgisi yok cemaatle! 45.Celse S.2

        Evet! Avukat hanımın bu şekilde bir açıklaması oldu. Retorik bir soru sormak istiyorum;

3 HTS kaydı Levent Ercan Gelegen’i Terörist yaparsa

304 HTS kaydı adamı ne yapar?

tablo

        304 defa telefonla görüşen ve kaç kez yüz yüze görüştükleri de tam olarak bilinmeyen bu insanlar bu kadar yoğun görüşmede sadece: Suikast planlandı! >> Ya öyle mi! Şeklinde bir bilgi için bu kadar yoğun görüşme. Ya ben! Pardon Biz çok zekiyim ya da birileri zekâ yoksunu.

İLKER ÇINAR’IN BEHNAN KONUTGANA YÖNELİK SUİKASTI ÖĞRENMESİ

Gizli tanık İlker çınar, Sayın Haydar Yeşil’e ait olduğu iddia edilen HDD’ de çıkan bazı belgeleri jandarma istihbarata veren Levent E. Gelegen’dir diyor. Belgelere bakıyoruz; Hıristiyan cemaati ve bu cemaatin illegal faaliyetleriyle ilgili içeriğe sahipler.

        Peki, müdahil avukat Erdal Doğan ne demişti?

“Levent Ercan Gelegen, siz kendiniz kiliseye katıldığınızı söylüyorsunuz. Biz üye olduğunuzu düşünmüyoruz. Müvekkilimizden gelen bilgi: “O bizim hiçbir zaman üyemiz değildi”

Avukat beyin sözüne bir an için inanalım; Kiliseye üye olmayan, hiç katılmayan bir insan bu özel ve gizli bilgileri nasıl elde etmiş olabilir?

        Avukat beyin bu iddiası gizli tanık İlker çınarın büyük bir yalancı olduğunu ortaya koyuyor. Levent’i hiç kimse tanımıyor, görmemiş, duymamış, kiliseye katılmamış, üye olmamış ve Hıristiyan cemaatinden birisi değil. Ayrıca 3 resmi kurum Levent Gelegen haber elemanı değildir diyor. Ortada böylesine kaotik bir durum varken L.E.G bu salonda ne arıyor?

    Sayın avukat Erdal Doğanın 07.09.2012 tarihinde mahkemeye sunduğu ve 15.01.2013 tarihinde ortaya attığı iddiaya yani Levent bizim üyemiz değildir, kiliseye katılmamıştır, kendisi uyduruyor şeklinde şizofrencik referanslarla dile getirdiği komik söyleme cevap vermek istiyorum;

EK-120 – 10 nolu klasör sayfa 10.

EK-120 10 nolu klasör sayfa 10

EK-120 – 10 nolu klasör sayfa 169

EK-120 10 nolu klasör sayfa 169
 
Her iki belgede (İncil Bilgilendirme Merkezi kayıtları) geçen bilgi şöyle: Levent Ercan Gelegen, Özcan kardeşle tanıştı. Aziz Pavlus kilisesinin bir üyesi oldu. Müdahil vekili Avukat Erdal Doğan’ın beni inkâr etmeye çalışmasının sebebini çok merak ediyorum. 

Kutsal Kitap-Yeremya 9:5
“Dost dostu aldatıyor,
Kimse gerçeği söylemiyor.
Dillerine yalan söylemeyi öğrettiler,
Suç işleye işleye yorgun düştüler. “

Bir Cevap Yazın