Zirve Davası 31 Mayıs 2016 Tarihine Ertelendi

Malatya 1. ACM’de görülen zirve yayınevi davasının 111. duruşması 29 Nisan 2016 Cuma günü görüldü. 4 Nisan 2016 tarihinden savcılık yeni mütalaasını mahkemeye sunulan yeni mütalaanın okunması ve mütalaaya karşı ön sözlerin söylenmesi sonrasında mahkeme son savunmaların hazırlanması için ek süre verdi.

Savunmalar 31 Mayıs, 1-2 Haziran tarihlerinde alınmaya başlanacak.

Sanıklardan Levent Ercan Gelegen, 21 Nisan 2016 tarihinde Yargıtay 16. Ceza Dairesinin Ergenekon temyiz kararına atıfta bulunarak Danıştay saldırısının suç ortaklarından Osman Yıldırım için söylenen “Bir Koyundan üç post çıkartılmış” sözünü hatırlatarak, bu davanın gizli tanığı İlker Çınar’a ise yün koyunu muamelesi yapılmış ve her ay yünü kesilerek bu dosyaya eklenmiştir dedi. Gelegen, “Olmayan bir Ergenekon ve TUSHAD varken hakkımdaki suçlamaları kabul etmem mümkün değil. Bir delil yokken algılarla bizi tutukladılar. Ben delil yetersizliğinden beraat istemini kabul etmiyorum” şeklinde konuşarak esas hakkındaki savunmasını yapmak üzere ek süre talep etti.

Duruşmada esas hakkındaki savunmasını yapan Murat Göktürk, “Ümidim ek soruşturma ile hukuk suikastçılarının yargılanmasıdır. Yaşadığım acılara rağmen adaletin tecelli edeceğine hep inandım. 3 buçuk yıl tutuklu kaldım, ailemden, sevdiklerimden ve mesleğinden uzak kaldım. Buna rağmen hukuka her zaman güvendim ama bizi tutuklayan savcı şimdi hukuka güvenmedi, kaçtı. Görevimi hiçbir zaman kötüye kullanmadım, şahsi çıkarlar gözetmedim. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde 1992 yılından beri sadakat ile askerlik görevimi yaptım. Hiçbir terör örgütüne üye olmadım. Alnım anamın ak sütü gibi beyazdır. Son mütalaa ile mahkemenin adaletli bir karar vereceğine inancım tamdır. Esas hakkındaki savunmamı 3 sayfa şeklinde mahkemeye sunuyorum” diye konuştu.

Emekli Albay Mehmet Ülger, esas hakkındaki savunmasını yapmak üzere ek süre talep etti. Ülger, “Savcının belgeleri tam olarak okuyup bir mütalaa verdiğini düşünmüyorum. Bu davanın uzamasının tek sorumlusu müdafi avukatlarıdır, sanıkların değil. Bir dönem Ak Parti’nin yanında olan paralel yapı daha sonra CHP’nin saffına geçmiştir” ifadelerini kullandı.
Haydar Yeşil de esas hakkındaki savunmasını yapmak üzere ek süre talep etti.
Daha sonra söz alan tutuksuz sanık Ruhi Abat, Zirve Yayınevi Davası’nın olgu değil bir algı davası olduğunu iddia etti. Abat, “Olmayan bir dava Adem Yavuz Aslan’ın kitabıyla başladı. Bununla bir algı oluşturuldu ve biz tutuklandık. Bu dava üzerinden bazıları yazar oldu, bizler de 4 sene cezaevinde yattık. Savcı Zafer Hazar’ın hazırladığı mütalaa ile şimdiki mütalaa arasında farklar var. Bu iddianame hukukun değil psikolojinin konudur. Adalet, geçte olsa tecelli etmiştir, bundan sonra da edecektir. Esas hakkındaki savunmamı yapmak üzere ek süre talep ediyorum” sözlerini kaydetti.

Duruşmada son olarak konuşan emekli Orgeneral Ahmet Hurşit Tolon’un avukatı İlkay Sezer, “Eğer yargılanma başından sonuna kadar takip edilseydi sadece değişenin mütalaa olmadığı görülürdü. Burada yargılanma değil infaz yapılmak istendi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin burada boğdurulmasını izlemek istediler. İlker Çınar’ın bütün yalanlarını delillerle ortaya koydum. Aslında bugün olması gereken yerdeyiz. Bu insanlar masum, bu insanlar sırf üniforma giydiği için mahkum edilmek istendi. Eğer bir kişi suç işlemişse ceza bellidir. Müvekkilimle ilgili olarak dosyaya sunmuş olduğum savunmaları ve belgeleri tekrar ediyoruz. İlker Çınar hakkında ise iftira, suç uydurma, yalancı tanıklık hususunda suç duyurusunda bulunuyoruz. Dosyadan artık el çekiyoruz” diye konuştu.

Bir Cevap Yazın